Ellerimi iki yana bırakarak bisiklet sürmeyi özledim.
Hatırası kalan oyuncaklarımı bir kenara attım. Ve kırılan
oyuncaklarımı özledim.
Hayatla yaptığım yarışların, bir zamanlar oyunlarımda sadece
''arkadaşlarımı geçmek'' üzerine kurulu olmasını özledim bir de.
bir şekilde biter, bitiyor da.. Ama o şekil ne şekil, nasıl?
Nasıl bitecek ömür? Nasıl bitecek insan? Nasıl bitecek şu an? nasıl bitecek
yarın..?
Bir gidişten hata payımız kaç?
Bir aşktan kurtulma payımız kaç?
Bir bitişten, sağ salim çıkma payımız kaç?
Yediğimiz kazıklardan ders alma payımız kaç?
Ya da yaşamda; bizim payımız kaç?
Ne zamana kadar daha sürer bu oyun?
Ne zamana kadar sobeleriz başarıyı?
Ne zamana kadar şeytan alıp götürür, vicdanımızı?
Bazen hiçbir duygu, bana bazen duygusunu yaratmasın
istiyorum. Çünkü ben, diplerin, bir insan ruhunu nasıl kalkındırdığını çok iyi
biliyorum.
çünkü biliyorum.. Kuyunun dibi görülmeden, o su kana kana
içilmez. Biliyorum.
Mutluluk, mutluluğun ne olduğunu anlamakla değil de,
mutsuzluğun ne olduğunu anlamakla anlaşılır. Biliyorum.
En azından zor olan, insanı güçlendirmese bile; kanıksatır
ve alıştırır ve yatıştırır. Biliyorum.
Hayatın tadını çıkarmak lazım. çünkü zevkini çıkarınca boku
çıkıyor.
Tadını çıkarmak en iyisi.
Dinle
Yazmak lazım!
Yaşamak lazım!
Sonra yine yazmak lazım!
Yaşamak için yazmak, yazmak için yaşamak... Ne güzel bir
aylaklık olurdu bu!
biz.. Şanlı Türkler... Bizim en büyük şansımız, şanlı
tarihimiz...
Ve bizim en büyük talihsizliğimiz... Şanlı tarihimiz.
Telaşlarımız, aşklarımız, beklentilerimiz, başarılarımız,
umutlarımız, hayallerimiz, acılarımız; güneşlerimiz ve gecemiz.
Ağzına tüküreyim; insana dair ne çok baş belası duygumuz
var.
Zor.
Ama yine de insan, yalın ayak çimenlere basıp alnına güneşi
yiyorsa ve bir de maviyi fark edebiliyorsa ve sokak köpeklerinin aheste
yürüyüşüne gözleri takılıyorsa; en azından hala aramaya inanıyor demektir.
büyük şeyleri..
Bu sefer sigarayı değil, kafamın içindeki sesleri azalttım.
Çünkü sigaraya yeniden başladım.
net olmaktan nefret ediyorum. Hayata karşı net olan her
insan diğer bir insandan üstündür. Yani başarı açısından. Yani net olan her
insan, net olmayan insanlara göre, az biraz orospu çocuğudur.
''az'' olanı arıyorum, ''çok'' olanı paylaşıyorum. Sebep
bulamadığım şeyler için de; yaşıyorum.
Şimdilik elimden daha fazlası gelmiyor.
Karşımda Çin işkencesine maruz kalmış gibi hep aynı devir
daim acısını çeken iki çubuk var. Gündüz adına telaş, gece yarılarında adına
uykusuzluk; halk arasında da adına saat diyorlar. Zaman diyorlar, içinden
kurtulunmak istenen her olguya ve her olayın ıstırabının son buluşuna. Zaman...
Palyaçolar cirit atıyor kalbimin acıyan ve unutmaya yüz
tutmuş kenar kısımlarında.
Eğlendirdim palyaçoları. Güldürdüm palyaçoları. Ağlattım
palyaçoları. Kovdum palyaçoları.
Ama çok şükür ki, bu nakil işlemlerinin hiçbirinde kendimde
değildim. O yüzden hiçbir günaha girmedim.
Hiçbir çiçek türünü, bitkiler kadar sevmedim şimdiye kadar. Sarı
lale hariç. en güzel mitolojiye sahip olan çiçektir. Yanmış çiçek. Alev almış
çiçek. Daha sonra donup, çiçek olmuş çiçek. Kor olmuş çiçek. Koyuluğunu
ateşinden almış çiçek.
Yeniden...
Her bedenin kendine has bir kokusu, her düşün kendine has
bir özgürlüğü ve her masumiyetin bir kaybediliş hikâyesi vardır.
ben.. İsmim Hatice... Adıma anlamını katan... Hiçbir sokak
arası bırakmadım ıslanmadık.
Hiçbir hikâye bırakmadım, tamamlanmış. Hepsi parçaları
yerine ya oturtulmamış, ya da eksik bırakılmış.
Bakışların tınısı olduğuna inanmışımdır hep. Kimi şiir gibi
bakar. Kimi meraklı bakar. Kimi fesat bakar. Kimi hayalperest bakar.
Gözlerinden anlarsın. Bakışlar mühimdir. Nasıl baktığın, pek mühimdir.
Anlarsın.
Belki gürültüden ruhun ağrır ama sessizlikten de boğulabilir
insan.
Öyle bir müzik olsun ki kulaklarıma çalan; şöyle bir şeye
benzesin
Öyle bir bana ait olsun ki şu anım`, geriye kalan her şey,
geride kalsın!
Ben... Hatice... Yağışıyla hakikati suratlara çarpan bir
gecenin yarısında doğdum. ve adımı Hatice koydular. Adıma anlamını katan bir
yağmur. Doğduğumdan beri, satır aralarında ismimi kullanan hiçbir şairden telif
hakkı alınmadı. Doğduğumdan beri, sebebi olduğum hiçbir ilham kaynağından
hakkım aranmadı. Ama ben, hiçbir kalp bırakmadım ıslanmadık.
ben.. İsmim Hatice. Şimdi hepinizle tanıştığıma memnun
oldum.
Bayramlarda çocuklar elimi öpme girişiminde bulunana kadar,
yaşlandığıma asla ikna olmayacağım.
Paramı yakmak istiyorum.
Kitaplarımı yakmak istiyorum.
Tablolarımı yakmak istiyorum.
Ben ateş olmayan yerden duman çıkarabiliyorum.
Bir şeyi yok edince, kafadan da silinse keşke.
Hayallerimi imha etsem, arsızlığıma söz geçiremem.
Yetinemem.
Ve arsızlığıma söz geçirsem, kendi ellerimle boğarım
kendimi.
Hiçbir şeyi düşünmemeye çalışınca, hiçbir şey düşünmemen
gerektiğini düşünüyorsun.
Bu enteresan bir şey.
Dinle
İnsan ruhu orospudur. İki bacak arasında aramamak lazım
insanlığı.
Öldükten sonra, hayata dair düşündüğüm her şey piç olacak.
Ve tüm dünyalılar, bu piç olacak şeyler için, hayatlarını
piç etmeye devam edecek.
Hepimiz kardeş değil. Hepimiz piçiz. O zaman yaşasın
halkların ihaneti!
Atalarımıza hastayım.
çünkü ne demişler: ben öldükten sonra s..yim derin denizleri
!!!
ayrıca, bayramdan sonra gelen kınayı kıçına yak !!! Da
demişler.
Atalarımızı seviyorum. Ağızlarına sağlık.
Kendi tutsaklığının acısını çekmemiş hiçbir insan evladı,
bana özgürlüğün ıstırabından bahsetmesin.
Gözlerim kör değildir, dilim sağır değildir, ellerim de
tutmaz değildir aşka karşı.
Çünkü dünyadaki en basit şeydir; aşkın yalan ıstırabı ve
aşkın yalandan doruğa çıkarma sanatı.
Hikâyelerdeki mutsuz sonlara değil, filmlerdeki yitip
gidenlere değil ve romanlardaki ölenlere değil; yanı başındaki insana karşı
görmeyen, duymayan, bilmeyen olanlar karşısında titrerim.
Vicdansızlıktan titrerim.
Masumiyetinin ümüğüne kendi elleriyle çökenler karşısında
titrerim.
Yalanlardan titrerim.
Çocukluğunu yaşayamayanlardan değil...
Ve çocukluğunu yaşayamadığı için tek çıkış yolu suç olmuş
insan karşısında değil, bir çocuğa çocukluğunu yaşatmayanlar karşısında
titrerim.
Lakin korkudan değil, insanlığını lanetlemiş olmalarından
mütevellit titrerim.
İnsanlıktan nasibini almamışlar karşısında titrerim.
Ve ben, insanlıktan nasibimi almak isterim.
Kendi payıma düşeni almak isterim.
Bir insandan hayatı alanlar karşısında, insanlığımın rızkını
geri almak isterim.
Ne kadar kaybetmiş olursam olayım,
Ne kadar hata yapmışsam yapayım,
Hep yeniden başlamak isterim.
Yeniden bakmak ve görmek,
Yeniden sevmek isterim.
Çünkü bir tek sevgi karşısında, bir tek sevgi karşısında
benim önünde titrediklerimin, titreyeceğini hissederim.
şimdi..
Mutsuzluğu tanımamış hiçbir insan evladı, bana mutluluktan
bahsetmesin.
Ve yalnızlıktan beslenen piç kuruları, bana yalnızlıktan söz
etmesin.
Çünkü masallar, masallara inanan içindir.
Hayat, bana çok şey yaşatarak az şey anlatmak istiyor.
Ne var ki ben hiçbir şeye özet geçenlerden değilim.
net değilim. Bembeyaz değilim. Simsiyah değilim. Çünkü her
ikisiyim. ve canımın istediği her şeyi yapmak, kelimelerin yetmeyeceği her şeyi
yeterince iyi tanımlamak istiyorum.
Kelimeler kifayetsiz kalmamalı. Hiçbir şeye ve hiç
kimseye...
Son cümlelerin vurucu olmak zorunda olmasından nefret ettim.
Öyle olmak zorunda değiller. :)


