Sayfalar

14 Aralık 2012 Cuma

HOŞÇAKAL!..

beni duyabiliyor musun? cevaplarını bilmediğim sorularla yaşamaya başladım. garip. neyden mutlu olabiliyorum bunu ben de bilmiyorum. emin olduğum tek şey boşluk, milyonlarca küçük deliklerden oluşan boşluklar...
renklerini seçemedim bir türlü. siyah çok mu bilgiçlik taslıyor? kırmızı şehvete mi sürüklüyor? sarı yanlarında çok iyimser kaldı besbelli.
hayal et:
bir gün beni duyabildiğini.
teninin sıcaklığını hissedebiliyorum. sakinsin dıştan, düşüncelerin savaşıyor beyninde. yorgunluğu seviyorsun. hayata karşı yorgun olmak güzel geliyor sana. mutsuzsun. ben olsam dahi mutsuzsun. nedeni ne her şeyin? onu seviyor musun? yoksa kimseyi sevmeyi öğrenemedin mi? seni seviyorum. teşekkür ederim. niçin? ölümü neden sevdiğimi bir daha hatırlattın bana. yorgunum. ben de.
ona ne diyeceğim? düşenleri kimse sevmiyor ki. beni duyabiliyor musun artık? duyamadığını biliyorum oysaki. hayattaki hiçbir güzellik gözümde değerli değil sen dahil. hepsi bayatlamış, hepsine el değmiş.
şuan hiçbir şey yapmadığını hissediyorum. anlamını yitirmiş gibisin. geri gelmeyeceğini biliyorum; çünkü öldün gözlerimde. heyecanında yaptıklarını anımsayamıyorum. ''an''ların neler olduğunu bilmiyorsun artık. boşlukları seviyorsun özellikle renksiz olanları. beyazı dahi seçmemişsin, saflıktan bu kadar uzaklaştığını fark etmemiştim. mutlu değilsin. yapmacık saadetlerin hatırlarını sormama gerek yok. bulutların dahi şeklini beğenemez hale geldim. seni özledim. seni çok özledim.
bir gün beni duyabildiğini hayal et demiştim ya, artık istemiyorum kaybolmuşluğunu görmeyi.
beni hatırlamadığını biliyorum. kaybolmuşsun olmayan dünyalarda. sana aşıktım ama seni sevmemiştim. seni sevdiğimi inkar ediyorum kendi kendime.
değer vermek sevgiden geçiyor çünkü. sana değer vermemiş olmayı dilerdim: değerlerimin üstünde tepindin kendime nefretim başladı böylece.
seni unutmayacağım; çünkü insan sevdiklerini ve nefret ettiklerini unutmaz asla.
bizi belirleyen seçimlerimiz değil, onları neden seçtiğimizdir. umarım bunu anlamışsındır düşlerinde.
hoşçakal.
ben yokum artık.

4 Aralık 2012 Salı

İTİRAF ASLINDA..

aslında sadece içimde konuştuklarımı yazmak istiyorum. bu yuzden bu itiraf. keşke tanimasam kimseyi ile neyden beslendigini bilemediğim ve dahi bazen kendimi suçlu hissettiren okunma, duyulma, gorulme istegimle yazılıyor tum bunlar. bir yerden ulu ortalasiyor insan cunku ... ama o degildi, tüm bunlari yazmaya iten....
yaş sendromum var, kaba etlerimle kendime gülecek kadar. kendimi ortalama olarak bulmusken, kaçırdığımi hissettiklerim urkutuyor beni. tüm bu kendini biraz daha bilme hali bu tecrübe illetinden geliyor velakin...
gordukce yirmilerin yenilerindekileri... en basta coskularina imreniyorum, olurlarina, ve umut edişlerine... oysa benim inanma gücüm sadece yaşama tutunusumdan geliyor.
kaçırdığım şeyler var, sevip sevilmek garip şey... onu arıyor ya insan ben şimdi tam bu yasta dururken heves edip, ayıp bir sey söylemiş gibi ağzını kapatip yuzunu düşüren kiz cocuklari gibi hevesimden utanip kaçıyorum. kaçıyorum ve inancımi inançsızlikla harmanliyorum, cunku diyorum , dinle bak onca ilişki yorgununu, var mi o olur sandığın gibi bir sevgi... yalnızlık en bildigin ve yaniltmayan ,utandirmayan seni.