Sokak lambasının yukarı vuran ışığında çiseleyen yağmuru karanlıkta seyretmek içini serinletiyor Hatice'nin. Tatlı , sakinleştirici bir hüzün kaplıyor içini. bu mahalleye taşındığı için mutlu olduğunu düşünüyor
Ben bu gün gülmek istiyorum, mesela aşıkmışımda karşılığını fazlasıyla görüyormuşum gibi, mesela bir yaz akşamı vakit geçirmekten hoşlandığım arkadaşlarımla, sahil kenarında çakırkeyf sohbetler ediyormuşum gibi, yada ne bileyim ütopyam gerçeğe dönüşmüş gibi, bir sabah güneş ışığıyla uyanıp ne kadar neşeli olduğumu anımsamak gibi, 30 kişinin olduğu bir ortamda herkezin gülüp komikliğini tastiklediği bir espri yapmışımda, acayip ego tatminiyle mutlu olmuşum gibi, youtube'daki kahkaha atan bebek videolarını izlemişim gibi, Cem Yılmaz iş yerimde beni ziyaret etmiş gibi gülmek istiyorum.Ben istersem mümkündür.. Hoşçakalın!...
BEYLİKDÜZÜNÜ TRİBÜNDEN SEYRETMEYİ BIRAKIP SAHAYA İNDİM Beylikdüzü'ne taşındıktan sonra başka bir yüzüyle tanışmış oldum İstanbul'un. ''-Memnun oldum'' dedi ben ''-Mutluluk''
Hava yine kapalı, içimde bir yerlerde karanlık bir yanım olduğunu düşünüyorum, böyle havalarda ortaya çıkıyor, beynimi rutinim dışında isteklerle dolduruyor meret.. vampirmi ne.. işin garibi bu kapalı havalar doğum günüme yakın olmasıyla da ünlü, içimdeki kasvet ve yaşlanma fikri ne güzel değilmi..? düşünsene pencere kenarında oturup kahve-sigara içip kitap okumak, camdan süzülen su damlacıklarıyla uzaklara dalmak, en çok istenileni düşünmek, dışarda yağmurda yürüyüp ellerinin neden cebinde olduğunu sorgulamak... İştahsızca yemek yiyip, kadehlerce şarap içip hüzün köpürtmek.. Başının üstünde beliren düşünce balonları.. biri sönüp diğeri oluşur mesela..Süper kahraman gibi hissettirecek olaylar silsilesi geçer aklından herbirinin mümkünlüğünü sorgularsın.:) Sonra yalnızlığın gelir akına , içe dönüp kendine ama bir türlü -''Hıh şimdi anladım nerede hata(!) yaptığımı.'' diye kendini kandırdığını söyleyemezsin. Yaşta kemale eriyor Hatice aç bak ellerine kaç parmak kadar dişe dokundu yaptıkların? Sorular sorular dışarda yağmur ve rüzgar nasıl sürüklüyorsa yaprakları, beyninin içindede düşünceler tıpkı yapraklar gibi bir o yana bir bu yana puzzel'ın birbirini tutmayan parçaları gibi hiç yerine oturmuyor, dolayısıyla rüzgar durmuyor... Taki güneş açana kadar...
hadi kendimizden sakladığımız, kendimizden bile duysak; acımasız gelen itiraflarda bulunalım.. Birisi benden bu sözleri duysa çok üzülür.. duysa çok şaşırır.. -benden hiç beklemezdi' dediğimiz itiraflar.... bir yere yazmanıza gerek yok aklınızdan geçirin yeter. bir kere kendinize şefkat göstermeyin.. cesur olun.. hadi geçirin içinizden...çıkarın maskenizi bir kenara koyun.. neler olacak ?