Ne zaman bu kadar sevgi arsızı olduk? Çokmu sevildik ki...? Çokmu mutlu edildik..?
Neden artık kendimize yetemememiz.. Neyin bağımlılığı bu?
Psikolojik ihtiyaçlarımız var anlarım onu, hani sevme, sevilme, ait olma, güvenme, sığınma, bağlanma, korunma...
Ama sanki kendimize tahammül edemez olduk.. Yalnışmıyım??
Hangimiz tam bir günü, tam bir 24 saati sadece kendinizle geçirdik?
Hangimiz boş boş otururken bir arkadasımızı aramak için yada bilgisayarımızı açmak için dayanılmaz bir istek duymadık...?
Hangimiz, elimize aldığımız kitabı binbir düşünce karmaşası içinde bir saat evirip çevirip elimize kumandayı almadık...?
Hangimiz evdeki sessizliğe tahammül edemeyip müzik setinin düğmesine basmadıkki?
Sizce de bu bağımlılık değilmi...?
Tamam şimdi diyeceksiniz ki sorunumuz açıklandı peki çözüm ne?
İnanın bana çözüm öncelikle bir problemin varlığını kabul etmek...
Kabul ettikten sonra bize o ihtiyaçları için maraz çıkartan psikolojimiz çözümü ince ince işliyor zaten gri hücrelerimize....
Sonra bi saksı çiçeğiyle sohbet etmenin ne kadar lezzeti olduğunu anladığımızda, aslında kendimizle konuştuğumuzun farkına vardığımızda..
Okuduğun kitabı anlamanın keyfini çıkaracak...
Sessizliğin sesine bayılacakk..
Ve sessizliğin içinde bakarken göremediklerinizi Farkedeceksiniz......
Hadi Bakalım Hangimiz Kendimize Kaç Saat Tahammül Edebileceğiz???
21 Temmuz 2011 Perşembe
14 Temmuz 2011 Perşembe
yeniden!...
Bu gün gördüm onu yeniden... ama bu defa sanki daha farklıydı hiç acı hissetmedim acım kadar güçlü o nefrette yoktu, sanki oda yoktu yanımda, hiç tanımadıgım bir adam geçti sanki önümden.. bu kadar nötr olması mümkünmüydü. okdar şey yaşadıgın cok fazla şey atlattıgın, paylaştıgın, en sevdiği yemeği bildiğin, kestane haşladıgın, uyurken dişlerinden çıkarttıgı sesi bile bildiğin oturup başbaşa sabahlara kadar konuşup beraber zırıl zırıl, salya sümük ağladığın, uyudugun, birlikte yediğin içtiğin, seyahat ettiğin bir adamın bu kadar yabancılaşması normalmi??? bilemiyorum! bir zamanlar tüm kötülüklerden tüm acılardan mutsuzluklardan ona sığındığın adamdan denize düşen yılana sarılır misali onun dışında başka herşeye sığınacak duruma düşmek ne garip!...
Ama yinede dünya yeniden dönüyor.. hemde ışıltılar saçarak daha önce hiç dönmediği kadar hızlı....
Ama yinede dünya yeniden dönüyor.. hemde ışıltılar saçarak daha önce hiç dönmediği kadar hızlı....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

