Sayfalar

21 Kasım 2011 Pazartesi

ISLIK >>

Sokak lambasının yukarı vuran ışığında çiseleyen yağmuru karanlıkta
seyretmek içini serinletiyor Hatice'nin.
Tatlı , sakinleştirici bir hüzün kaplıyor içini.
 bu mahalleye taşındığı için mutlu olduğunu düşünüyor
M. MUNGAN (Eldivenler, Hikayeler)

17 Kasım 2011 Perşembe

BEN BU GÜN !!


Ben bu gün  gülmek istiyorum, mesela aşıkmışımda karşılığını fazlasıyla görüyormuşum gibi, mesela bir yaz akşamı vakit geçirmekten hoşlandığım arkadaşlarımla, sahil kenarında çakırkeyf sohbetler ediyormuşum gibi, yada ne bileyim ütopyam gerçeğe dönüşmüş gibi, bir sabah güneş ışığıyla uyanıp ne kadar neşeli olduğumu anımsamak gibi, 30 kişinin olduğu bir ortamda herkezin gülüp komikliğini tastiklediği bir espri yapmışımda, acayip ego tatminiyle mutlu olmuşum gibi, youtube'daki kahkaha atan bebek videolarını izlemişim gibi, Cem Yılmaz iş yerimde beni ziyaret etmiş gibi gülmek istiyorum.Ben istersem mümkündür..
Hoşçakalın!...

15 Kasım 2011 Salı

VAMPİR!!

BEYLİKDÜZÜNÜ TRİBÜNDEN SEYRETMEYİ BIRAKIP SAHAYA İNDİM
Beylikdüzü'ne taşındıktan sonra başka bir yüzüyle tanışmış oldum İstanbul'un.
 ''-Memnun oldum'' dedi ben ''-Mutluluk''


14 Kasım 2011 Pazartesi

DÜŞÜNME !


 Hava yine kapalı, içimde bir yerlerde karanlık bir yanım olduğunu düşünüyorum, böyle havalarda ortaya çıkıyor, beynimi rutinim dışında isteklerle dolduruyor meret.. vampirmi ne.. işin garibi bu kapalı havalar doğum günüme yakın olmasıyla da ünlü, içimdeki kasvet ve yaşlanma fikri ne güzel değilmi..? düşünsene pencere kenarında oturup kahve-sigara içip kitap okumak, camdan süzülen su damlacıklarıyla uzaklara dalmak, en çok istenileni düşünmek, dışarda yağmurda yürüyüp ellerinin neden cebinde olduğunu sorgulamak... İştahsızca yemek yiyip, kadehlerce şarap içip hüzün köpürtmek.. Başının üstünde beliren düşünce balonları.. biri sönüp diğeri oluşur mesela..Süper kahraman gibi hissettirecek olaylar silsilesi geçer aklından herbirinin mümkünlüğünü sorgularsın.:) Sonra yalnızlığın gelir akına , içe dönüp kendine ama bir türlü -''Hıh şimdi anladım nerede hata(!) yaptığımı.'' diye kendini kandırdığını söyleyemezsin. Yaşta kemale eriyor Hatice aç bak ellerine kaç parmak kadar dişe dokundu yaptıkların? Sorular sorular dışarda yağmur ve rüzgar nasıl sürüklüyorsa yaprakları, beyninin içindede düşünceler tıpkı yapraklar gibi bir o yana bir bu yana puzzel'ın birbirini tutmayan parçaları gibi hiç yerine oturmuyor, dolayısıyla rüzgar durmuyor... Taki güneş açana kadar...

9 Kasım 2011 Çarşamba

İTİRAF EDELİM..

hadi kendimizden sakladığımız, kendimizden bile duysak; acımasız gelen itiraflarda bulunalım.. Birisi benden bu sözleri duysa çok üzülür.. duysa çok şaşırır.. -benden hiç beklemezdi' dediğimiz itiraflar....  bir yere yazmanıza gerek yok aklınızdan geçirin yeter. bir kere kendinize şefkat göstermeyin.. cesur olun.. hadi geçirin içinizden...çıkarın maskenizi bir kenara koyun.. neler olacak ? 

7 Eylül 2011 Çarşamba

YAMAN mutluluk :)p

sana boşluktan olmayan zamandan sesleniyorum. hiç bir hayale aşık olmamıştım ama sana aşık oldum. sen isteyebileceğim herşeye sahipsin. sanki ömrüm boyunca sana hazırlanmışım. başımdan geçen onca olay, onca acı sadece beni sana getirmek, hazırlamak içinmiş! bütün o sıkıntının sonunda tünelin ucundaki ışığımsın benim. senin için hazırlandığımı bilsem tüm o acıların on katını çekmeye razı olurdum. sen dindarın cennetisin. tüm okuduğum kitapları senin için okumuşum, izlediğim tüm filmleri senin için izlemişim. sana anlatacığım o kadar çok şey varki! ömrümün birikintisini seninle paylaşacağım ve en güzeli sen beni anlayacaksın. aklım benimle birlikte mezara gitmeyecek sana akacak. senin yanında ben ben olarak kalacağım çünkü beni olduğum ve olabileceğim şey için seviyorsun. maskeli balo burada bitiyor. sahnede yalnız sen ve ben varız artık ben konuşacağım sen dinleyeceksin anlayacaksın, sen konuşacaksın ben dinleyeceğim ve öğreneceğim hepsinin sonuda seni daha da seveceğim.
artık seninleyim nefes aldığım sürece ve ötesinde...

5 Eylül 2011 Pazartesi

fırsatları fark edebiliyormuyuz??

Hayat istediği zaman aslında fazlasıyla cömert olabiliyor insana tabi fark edebilirsen ne ala... yok edemezsen şanssızım diye yakınırsın..
 Belkide öyle değil belkide sen hayatın sana sunduklarını göremiyorsun, tamam altın tepsiyle sunulmuyor olabilir ama... belkide şikayet ettiğinden öte başkalarının özeneceği bir hayatımız var ne biliyoruz....
Bakış açısı herşey bence yeterki mutlu olmak isteyelim.... birde beklenti içinde olmayalım hele de yüksek beklentili biriysek sanırım üzülmemek mutsuz olmamak içten bile değil ha? yanlışmı düşünüyorum...





















Neyse bayram tatilime gelcem cok uzattım. Aslında bayram tatilimi mardin-midyat-diyarbakır-silvan'da bir doğu turu yaparak geçirmeyi planlıyordumki işler planladığım gibi gitmedi.. Ailemlede yazlıkta Mersin'in sıcagında kavrulmak istemiyordum ama sonra dedimkli kendime e git bakalım kardeşlerinle annen ve babanla geçirebileceğin son tatil olmadıgını nereden biliyorsun... Gittim vesselam ve harika bir tatil oldu. ailemle vakit geçirdim bir kitap 5 film gilmore girls'ün 3. sezonunu bitirdim. Annemle yemek yaptım babamla ağaç budadım bahçe suladım, kardeşlerimle denize girip güneşlendim hep birlikte alışveriş merkezi gezip baba kesesinden alışveriş yaptım( en keyifli kısmı) ve kardeşimle o bar senin bu sahil kafesi benim içip çakırkeyif kocamannn kahkahalar attım...

Demem oki sıkıntıdan patlayıp sıcaktan yanacagımı düşünerek gitmek istemediğim bi tatilden acayip keyif almış ve dinlenmiş döndüm....
Tek sorun 12 saat araba yolculugunun ardından şişmiş ayaklar ve uykusuz bedenimi sabah erken kalkarak işe sürüklemem oldu...
yıllık iznimden kalan 10 günü kullansammı acaba???

21 Temmuz 2011 Perşembe

Ne Zaman?

Ne zaman bu kadar sevgi arsızı olduk? Çokmu sevildik ki...?  Çokmu mutlu edildik..?
Neden artık kendimize yetemememiz.. Neyin bağımlılığı bu?
Psikolojik ihtiyaçlarımız var anlarım onu, hani sevme, sevilme, ait olma, güvenme, sığınma, bağlanma, korunma...
Ama sanki kendimize tahammül edemez olduk.. Yalnışmıyım??
Hangimiz tam bir günü, tam bir 24 saati sadece kendinizle geçirdik?
Hangimiz boş boş otururken bir arkadasımızı aramak için yada bilgisayarımızı açmak için dayanılmaz bir istek duymadık...?
Hangimiz, elimize aldığımız kitabı binbir düşünce karmaşası içinde bir saat evirip çevirip elimize kumandayı almadık...?
Hangimiz evdeki sessizliğe tahammül edemeyip müzik setinin düğmesine basmadıkki?
Sizce de bu bağımlılık değilmi...?
Tamam şimdi diyeceksiniz ki sorunumuz açıklandı peki çözüm ne?
İnanın bana çözüm öncelikle bir problemin varlığını kabul etmek...
Kabul ettikten sonra bize o ihtiyaçları için maraz çıkartan psikolojimiz çözümü ince ince işliyor zaten gri hücrelerimize....
Sonra bi saksı çiçeğiyle sohbet etmenin ne kadar lezzeti olduğunu anladığımızda, aslında kendimizle konuştuğumuzun farkına vardığımızda.. 
Okuduğun kitabı anlamanın keyfini çıkaracak...
Sessizliğin sesine bayılacakk..
Ve sessizliğin içinde  bakarken göremediklerinizi Farkedeceksiniz......
Hadi Bakalım Hangimiz Kendimize Kaç Saat Tahammül Edebileceğiz???

14 Temmuz 2011 Perşembe

yeniden!...

Bu gün gördüm onu yeniden... ama bu defa sanki daha farklıydı hiç acı hissetmedim acım kadar güçlü o nefrette yoktu, sanki oda yoktu yanımda, hiç tanımadıgım bir adam geçti sanki önümden.. bu kadar nötr olması mümkünmüydü. okdar şey yaşadıgın cok fazla şey atlattıgın, paylaştıgın, en sevdiği yemeği bildiğin, kestane haşladıgın, uyurken dişlerinden çıkarttıgı sesi bile bildiğin oturup başbaşa sabahlara kadar konuşup beraber zırıl zırıl, salya sümük ağladığın, uyudugun, birlikte yediğin içtiğin, seyahat ettiğin  bir adamın bu kadar yabancılaşması normalmi??? bilemiyorum! bir zamanlar tüm kötülüklerden tüm acılardan mutsuzluklardan ona sığındığın adamdan denize düşen yılana sarılır misali onun dışında başka herşeye sığınacak duruma düşmek ne garip!... 
Ama yinede dünya yeniden dönüyor.. hemde ışıltılar saçarak daha önce hiç dönmediği kadar hızlı....